11 direkte Treffer gefunden für: yok


77 indirekte Treffer gefunden für: yok

Deutsch Türkisch
abessiv {adj} yok olma durumu
abessiv {adj} yokluk durumu
abgetastet yoklanmış
abgetastete yoklanan
das Absentenheft {sub} {n} yoklama defteri
die Absenz {sub} {f} yokluk
das Absenzenheft {sub} {n} yoklama defteri
absteigender Verkehr {sub} {m} yok aşağı inen trafik
absterben lassen {v} yok olmaya terketmek
absterbend {adj} yok olan
die Absterbeordnung {sub} {f} yok olma sıralaması
die Absterberate {sub} {f} yok olma oranı
das Abtöten {sub} {n} yok etme
abtöten {v} [Bakterien] yok etmek
abtötend {adj} yok edici
die Abtötung {sub} {f} yok etme
die Abwesenheit {sub} {f} yoklamada veya görevinde bulunmama
die Abwesenheit {sub} {f} yokluk
die Abwesenheitsauszählung {sub} {f} yoklama yapma
die Abwesenheitskarte {sub} {f} yoklama kartı
die Abwesenheitsliste {sub} {f} yoklama listesi
abwirtschaften {v} [wirtschaftete ab, hat abgewrtschaftet] yok olmak
ach du grüne Neune! yok artık!
ach nein yok canım!
ach nein! yok canım!
ach was yok canım
ach was! yok canım!
ach was! yok ya
ach was, echt? yok canım, sahimi?
ach, was! yok canım
allein stehend {adv} yoksul
an der Armutsgrenze yoksulluk sınırında
an der Armutsgrenze leben {v} yoksulluk sınırında yaşamak
anderenfalls {adv} yoksa
andernfalls {adv} yoksa
andernfalls {adv} yoksaki
anflehen {v} [flehte an, hat angefleht] yokluğa düşmek
die Anhöhe {sub} {f} yok
Anhöhe erklimmen {v} yok çıkmak
die Annihilation {sub} {f} [zunichtemachen] yok olma olayı
der Annihilator {sub} {m} yok edici
ansonst [bayr.: schweiz.: österr.] yoksa
ansonsten {adv} yoksa
ansteigend {adj} yokuşlu
der Anstieg {sub} {m} [Straße] yok
das Anwesenheitsbuch {sub} {n} yoklama defteri
der Anwesenheitscheck {sub} {m} yoklama
die Anwesenheitskontrolle {sub} {f} yoklama
die Anwesenheitsliste {sub} {f} yoklama listesi
Anwesenheitsliste yoklama listesi
die Anwesenheitsmarke {sub} {f} yoklama markası
nicht lebensnotwendig hayati önemi yok
Am ... ist schulfrei …tarihinde okul yok
ausgeschlossen {adj} imkânı yok
bei weitem nicht uzaktan yakından ilgisi yok
beinahe nicht hemen hemen yok
berührungssicher {adj} temasa hassaslığı yok
besetzt {adj} boş yer yok
Betriebssystem fehlt işletim sistemi yok
bis hierher und nicht weiter buraya kadar ve devamı yok
Bis hierher, aber nicht weiter buraya kadar fakat devamı yok
Bitte sehr ziyanı yok
brauche ich nicht [das~] buna ihtiyacım yok
braucht es nicht [er, sie, es~] buna gerek yok
braucht es nicht [er, sie, es~] bunun lüzumu yok
bruderlos {adj} erkek kardeşi yok
Da bin ich überfragt bu hususta bilgim yok
Da gibt es keinen anderen Ausweg bu işin başka çıkış yolu yok
Da habe ich keine Lust zu buna neşem yok
Da habe ich wohl keine andere Wahl galiba başka seçeneğim yok
da ist nichts zu machen bunda artık yapılabilecek bir şey yok
Da ist überhaupt nichts Geheimnisvolles daran hiç bir gizlilik yok
Da ist überhaupt nichts Wahres dran bunda hiç gerçek payı yok
Da kann man nichts machen yapacak bir şey yok
dagegen ist kein Kraut gewachsen buna bir çare yok
dagegen ist nichts einzuwenden buna karşı söyleyecek bir şey yok
danach kräht kein Hahn mehr bunu arayıp soran yok
0.003s