23 direkte Treffer gefunden für: yük


77 indirekte Treffer gefunden für: yük

Deutsch Türkisch
Abbildung der Verbindlichkeiten {v} yükümlülüklerin görüntülenmesi
Abfall, hochradioaktiver~ {sub} {m} yüksek radyasyonlu atık
Abfall, hochstrahlender~ {sub} {m} yüksek radyasyonlu çöp
Abfangen von Laststößen {sub} {n} yük darbelerini karşılama
der Abfuhrspediteur {sub} {m} yük taşımacısı
die Abfuhrstation {sub} {f} yük sevk istasyonu
das Abführrohr {sub} {n} [nach oben] yükseltici boru
abgehoben yüksekte
abgehobene Flammen {sub} {pl} yükselen alevler
Abgrenzung nach oben {sub} {f} yukarı doğru sınırlama
das Abheben {sub} {n} yukarı kaldırma
abheben {v} [hebte ab, hat abgehoben] yukarı kaldırmak
die Abhebung {sub} {f} yükselme
die Abhebungen {sub} {pl} yükselişler
Abholung einer Fracht {sub} {f} yük alıp götürme
Abholung hochrangiger Fluggäste {sub} {f} yüksek kademeli uçak yolcularını karşılama
abhängig von Belastung yüke bağlı
der Abladehafen {sub} {m} yükleme boşaltma limanı
abladen {v} [ladete ab, hat abgeladen] yüklemek
abladen {v} [Lastwagen] yükünü indirmek
der Abladungshafen {sub} {m} yükleme limanı
die Ablegereife {sub} {f} yük askılarını kullanımdan kaldırma durumu
Abmessung der Fracht {sub} {f} yükün ebadını ölçme
abspeichern {v} [Informatik] yüklemek
Abstich des Hochofens {sub} {m} yüksek fırından döküm
die Absturztreppe {sub} {f} yükseklik farkı olan yerlerde yapılan sahanlık
Abteilung des Obersten Gerichts {sub} {f} yüksek mahkeme bölümü
Abteilung Hochbau {sub} {f} yüksek yapı dairesi
Abwanderung hochqualifizierter Arbeitskräfte {sub} {f} yüksek ihtisaslı gücü göçü
Abwanderung von hochqualifizierten Arbeitskräften {sub} {f} yüksek ihtisaslı gücü göçü
ACE inhibitor {sub} {m} yüksek tansiyona karşı ilaç
die ACE-Hemmer {sub} {pl} yüksek tansiyonda kullanılan ilaçlar
der Achselblick {sub} {m} yukarıdan bakış
der Adel {sub} {m} yüksek soylu
die Akademie {sub} {f} yüksek okul
der Akademiker {sub} {m} yüksek öğrenim görmüş kişi
die Akademikerarbeitslosigkeit {sub} {f} yüksek öğremin görmüş kişi işsizliği
die Akademikerin {sub} {f} [weiblich] yüksek öğrenim görmüş kişi
die Akademikerin {sub} {f} [weiblich] yüksekokul mezunu
akademisch ausgebildete Führungskraft yüksek okul mezunu yönetici
akademische Ausbildung yüksek öğrenim
akropetal yükselen
die Akrophobie {sub} {f} yükseklik korkusu
Akropolen yükseklerde kurulan şehir kaleleri
die Aktenanforderung {sub} {f} [durch ein übergeordnetes Gericht] yüksek mahkemeden dosya talebi
Aktie an Unternehmen mit hoher Rendite {sub} {f} yüksek gelirli firmaların hisse senedi
Aktie hoher Qualität {sub} {f} yüksek kaliteli hisse senedi
Aktien mit hohem Gewinn {sub} {pl} yüksek kazançlı hisse senetleri
Aktienschachtelung bei steigendem Kurs {sub} {f} yükselen fiyatlar anında hisse senedi karması
aktivierungspflichtiger Aufwand {sub} {m} yükümlülüğü taşıyan harcama
die Alb {sub} {f} yüksek dağ
abgehende Fracht {sub} {f} gönderilen yük
abgehende Fracht gönderilen yük
abgehende Ladung {sub} {f} yola çıkan yük
abgehoben {ugs.} burnu yük
abgelöst [Haut] soyuk
abgeworfene Last {sub} {f} atılmış yük
abnormal groß {adj} anormal yük
die allergrößte {sub} {f} en yük
der allergrößter {sub} {m} en yük
das allergrößtes {sub} {n} en yük
allzugroß {adj} çok yük
Alter ist eine schwere Last {sub} {n} yaşlılık yük bir yük
die Altlast {sub} {f} devralınmış yük
am ersten Tag ein Gast, am dritten Tag eine Last ilk günde bir misafir, üçüncü günde bir yük
am größten {adj} en yük
Anfangsbuchstaben Groß {sub} {pl} baş harfler yük
angepasster Abschluss {sub} {m} uygun yük
anormale Belastung {sub} {f} anormal yük
der Anschlusswert {sub} {m} bağlı yük
ansehnlich {adj} yük
arg {adj} yük
asymmetrische Belastung {sub} {f} asimetrik yük
atmosphärische Aufladung {sub} {f} atmosferik yük
atmosphärische Beanspruchung {sub} {f} atmosferik yük
auf Deck verladene Fracht {sub} {f} kirli yere boşaltılan yük
aufgeblasen {adj} burnu yük
0.005s