4 direkte Treffer gefunden für: yeme


75 indirekte Treffer gefunden für: yeme

Deutsch Türkisch
abfressen {v} yemek yemek
die Abfütterung {sub} {f} yemeleme
abrühren {v} [Essen: rührte ab, hat abgerührt] yemeği terbiye etmek
Abschlussurkunde des Instituts für Kochkunst {sub} {f} yemek pişirme sanatı enstütüsünün bitirme diploması
abspeisen {v} yemek
abtafeln {v} [tafelte ab, hat abgetafelt] yemek yemeği bitirmek
die Aden {sub} {f} Yemen´de bir şehir
am Ende der Mahlzeit yemek sonunda
am Ende des Essens yemek nihayetinde
am Essen sparen yemekten tasarruf yapmak
am Kochen yemek pişirirken
anbrauchen {v} yemeğe başlamak
anbrechen {v} [Essen] yemeye başlamak
anessen {v} [ an, hat angegessen] yemekten dolayı almak
anfuttern {v} yemek yiyip doymak
Anlieferung von Mahlzeiten {sub} {f} yemek gönderme
die Anorexia {sub} {f} yeme bozukluğu
die Anorexie {sub} {f} yemekten kesilme
der Anorexiepatient {sub} {m} yemekten kesilme hastası
die Anorexiepatientin {sub} {f} yemekten kesilme hastası bayan
die Anorexien {sub} {pl} yemekten kesilmeler
der Anstand {sub} {m} yeme içme
die Aphagia {sub} {f} [Aphagie] yemek yiyememe veya yutamama
auf der Speisekarte yemek listesinde
auf eine Fresstour gehen yemek yeme turuna çıkmak
die Aufnahme {sub} {f} [von Nährstoffen, etc.] yemek yeme
Aufnahme der Nahrung {sub} {f} yemek yeme
Aufnahme von Nährstoffen {sub} {f} yemek alma
aufwärmen {v} [wärmte auf, hat aufgewärmt] yemeği yeniden ısıtmak
Auswahl an Speisen {sub} {f} yemek çeşitliliği
auswärts essen {v} yemeği dışarıda yemek
auswärts speisen {v} yemeği dışarıda yemek
[essen] yemek yemişti
aßen [essen] yemek yemişlerdi
das Backbuch {sub} {n} yemek tarif kitabı
bedienen {v} [sich ~: bei Tisch] yemek almak
beim Essen yemekte
beim Essen sein yemekte olmak
beim Kochen yemek pişirirken
beim Kochen hat sie sich eine Schnittwunde zugezogen yemek pişirirken kendini yaraladı
beim Kochen kann er es mit jedem aufnehmen yemek pişirmede herkesle yarışabilir
beim Kochen trägt er eine Schürze yemek pişirirken önlük takıyor
bekochen {v} [bekochte, hat bekocht] yemeği hazırlamak
bekochen {v} [bekochte, hat bekocht] yemeği ısıtmak
bekommen {v} [bekam, hat bekommen] yemek
beschlabbern {v} yemekte üstünü kirletmek
bezahlen {v} [bezahlte, hat bezahlt] yemek ısmarlamak
der Bissen {sub} {m} yemek parçası
Bitte greifen Sie zu! yemeğe buyrun lütfen!
der Bolustod {sub} {m} yemekte genize giderek ölüm
die Brühe {sub} {f} [als Suppengrundlage] yemek suyu
die Anthropophagie {sub} {f} insan yeme
die Bradyphagie {sub} {f} [Bradifaji] ağır ağır yemek yeme
die Bulimie {sub} {f} aşırı yemek yeme
Essen aus Langeweile {sub} {n} can sıkıntısından yemek yeme
Essen außer Haus {sub} {m} ev dışında yemek yeme
die Esserei {sub} {f} sürekli yeme
das Fingeressen {sub} {n} parmak yeme
das Fingernägelkauen {sub} {n} tırnak yeme
der Fischessen {sub} {m} balık yeme
fleischfressend {adj} et yeme
die Fleischfresserei {sub} {f} et yeme
der Fraß {sub} {m} [abwertend] kemirici hayvanlarca hasar verici yeme
das Fressen {sub} {n} yem yeme
die Fressgelage {sub} {f} {ugs.} aşırı çok yeme
die Geophagie {sub} {f} toprak yeme
das Haaressen {sub} {n} saç yeme
das Heißhungeressen {sub} {n} çok açken yeme
die Hyperphagie {sub} {f} aşırı yemek yeme
die Hyperphagie {sub} {f} çok yeme
das Knabbern {sub} {n} kıtır kıtır yeme
die Koprohagie {sub} {f} dışkı yeme
die Koprophagie {sub} {f} [das Essen von Kot bei bestimmten psychischen Erkrankungen] belli psikolojik hastalıklarda dışkı yeme
das Kotessen {sub} {n} dışkı yeme
das Kreideessen {sub} {n} tebeşir yeme
0.004s