18 direkte Treffer gefunden für: yemek


76 indirekte Treffer gefunden für: yemek

Deutsch Türkisch
abfressen {v} yemek yemek
Abschlussurkunde des Instituts für Kochkunst {sub} {f} yemek pişirme sanatı enstütüsünün bitirme diploması
abtafeln {v} [tafelte ab, hat abgetafelt] yemek yemeği bitirmek
am Ende der Mahlzeit yemek sonunda
am Ende des Essens yemek nihayetinde
am Essen sparen yemekten tasarruf yapmak
am Kochen yemek pişirirken
anessen {v} [ an, hat angegessen] yemekten dolayı almak
anfuttern {v} yemek yiyip doymak
Anlieferung von Mahlzeiten {sub} {f} yemek gönderme
die Anorexie {sub} {f} yemekten kesilme
der Anorexiepatient {sub} {m} yemekten kesilme hastası
die Anorexiepatientin {sub} {f} yemekten kesilme hastası bayan
die Anorexien {sub} {pl} yemekten kesilmeler
die Aphagia {sub} {f} [Aphagie] yemek yiyememe veya yutamama
auf der Speisekarte yemek listesinde
auf eine Fresstour gehen yemek yeme turuna çıkmak
die Aufnahme {sub} {f} [von Nährstoffen, etc.] yemek yeme
Aufnahme der Nahrung {sub} {f} yemek yeme
Aufnahme von Nährstoffen {sub} {f} yemek alma
Auswahl an Speisen {sub} {f} yemek çeşitliliği
[essen] yemek yemişti
aßen [essen] yemek yemişlerdi
das Backbuch {sub} {n} yemek tarif kitabı
bedienen {v} [sich ~: bei Tisch] yemek almak
beim Essen yemekte
beim Essen sein yemekte olmak
beim Kochen yemek pişirirken
beim Kochen hat sie sich eine Schnittwunde zugezogen yemek pişirirken kendini yaraladı
beim Kochen kann er es mit jedem aufnehmen yemek pişirmede herkesle yarışabilir
beim Kochen trägt er eine Schürze yemek pişirirken önlük takıyor
beschlabbern {v} yemekte üstünü kirletmek
bezahlen {v} [bezahlte, hat bezahlt] yemek ısmarlamak
der Bissen {sub} {m} yemek parçası
der Bolustod {sub} {m} yemekte genize giderek ölüm
die Brühe {sub} {f} [als Suppengrundlage] yemek suyu
die Butterpause {sub} {f} yemek paydosu
die Butterpause {sub} {f} yemek tatili
die Cafeteria {sub} {f} yemekhane
der Caterer {sub} {m} yemek servisi yapan
das Catering {sub} {n} yemek servisi
der Chylus {sub} {m} [Med.] yemeklerin miğde ve bağırsakta ezilince aldığı hal
das Essen ist angerichtet! yemek hazır
das Essen ist fertig! yemek hazır
das Essen ist mir nicht bekommen yemek bana yaramadı
das Essen ist mir schlecht bekommen yemek bana yaramadı
das Essen kochen yemek pişirmek
dem Essen zusprechen {v} yemek yemeye düşkün olmak
das Dessert {sub} {n} yemek arkasından yenen tatlı veya meyve
das Diner {sub} {n} yemek ziyafet
dinieren {v} [ich dinierte, ich habe diniert] yemek yemek
aasfressen {v} leş yemek
Abendbrot essen {v} akşam yemeği yemek
abessen {v} [ ab, hat abgegessen] hepsini yemek
abhärmen {v} birisinin başının etini yemek
abhärmen, sich {v} birisinin başınan etini yemek
abkauen {v} [z.B. Fingernägel: kaute ab, hat abgekaut] tırnaklarını yemek
das Aioli {sub} {n} zeytinyağı ve asrımsaktan yapılan yemek
die Almjause {sub} {f} [österr.] yaylada ayaküstü atıştırılan yemek
die Ambrosia {sub} {f} harika yemek
die Ambrosia {sub} {f} mitolojide tanrıların yediği yemek
die Ambrosia {sub} {f} nefis yemek
an den Fingernägeln kauen {v} parmaklarını yemek
an etwas naschen {v} [heimlich] gizlice yemek
anfressen {v} [sich] bol bol yemek yemek
anknabbern {v} kemirerek yemek
anpicken {v} gagalayarak yemek
auf gesunde Art zubereitetes Essen sağlığa uygun hazırlanmış yemek
auf Pump leben borç yemek
aufessen {v} [ auf, hat aufgegessen] hepsini yemek
auffressen {v} [fraß auf, hat aufgefressen] içten içe kendini yemek
aufgewärmtes Essen {sub} {n} ısıtılmış yemek
aufknabbern {v} dişlerle kırıp yemek
aufknabbern {v} kırarak yemek
aufs Dach bekommen {v} paparayı yemek
aufs Dach bekommen {v} zılgıtı yemek
0.004s