57 direkte Treffer gefunden für: sert


77 indirekte Treffer gefunden für: sert

Deutsch Türkisch
die Abbindedauer {sub} {f} [Zement] sertleşme müddeti
die Abbindefähigkeit {sub} {f} [Zement] sertleşme kabiliyeti
die Abbindegeschwindigkeit {sub} {f} [Zement] sertleşme hızı
die Abbindegeschwindigkeit {sub} {f} sertleşme hızı
die Abbindekontraktion {sub} {f} sertleşme büzülmesi
die Abbindekontraktion {sub} {f} sertleşme kasılması
das Abbindemittel {sub} {n} sertleştirme maddesi
das Abbinden {sub} {n} [Mörtel] sertleştirmek
das Abbinden {sub} {n} [von Beton] sertleşmek
abbindend {adj} sertleşen
abbindende sertleşen
der Abbindeprozess {sub} {m} sertleştirme prosedürü
der Abbinder {sub} {m} sertleştirici
der Abbinderegulator {sub} {m} sertle sme ayarlayıcı
das Abbindeverhalten {sub} {n} sertleşme hareketi
das Abbindevermögen {sub} {n} sertleşme kabiliyeti
der Abbindeverzögerer {sub} {m} sertleşme yavaşlandırıcı
der Abbindeverzögerer {sub} {m} sertleşme yavaşlatıcı
die Abbindewärme {sub} {f} [Zement] sertleşme ısısı
die Abbindezeit {sub} {f} sertleşme zamanı
die Abbindung {sub} {f} sertleşme
abgehärtet sertelmiş
die Abgehärtetheit {sub} {f} sertlik
das Abgehärtetsein {sub} {n} sert olma
abhärten {v} [härtete ab, hat abgehärtet] sertleştirmek
die Abhärtung {sub} {f} sertleşme
die Abhärtung {sub} {f} sertleştirme
abschreiten {v} [schritt ab, ist abgeschritten] sert adımlarla çekip gitmek
abwatschen {v} {ugs.} [heftig ohrfeigen, heftig kritisieren] sert şekilde eleştirmek
angestarrt [er, sie, es hat~] sert sert baktı
die Anlassbehandlung {sub} {f} sertleştirme muamelesi
anpfeifen {v} sert sözlerle haddini bildirmek
anpfeifen {v} [pfiff an, hat angepfiffen] sert sözlerle haddini bildirmek
anpfeifend {adj} sert sözlerle haddini bildiren
anpflaumen {v} {ugs.} sert çıkışmak
die Anpflaumerei {sub} {f} {ugs.} sert çıkışmacılık
der Ansatz {sub} {m} [harte Ablagerung] sert tortu
der Anschiss {sub} {m} [derb] sert uyarı
das Ansprungziel {sub} {n} sertleştirme hedefi
das Anstarren {sub} {n} sert bakma
anstarren {v} sert bakmak
anstarrend {adj} sert bakan
anziehen {v} [zog an, hat angezogen] sertleşmek
das Atropin {sub} {n} [starkes Gift] sert zehir
auf die Bremse steigen {ugs.} sert frene basmak
auf die harte Tour sert şekilde
die Aufhärtung {sub} {f} [höchste erreichbare Härte eines Werkstückes] sertleştirme
die Aufhärtungszone {sub} {f} sertleştirilen bölge
ausgehärtet sertleştirilmiş
ausgehärteter Beton {sub} {m} sertleşmiş beton
ausglühen {v} [Stahl] sertleştirmek
am härtesten {adj} en sert
am steifsten {adj} en sert
aufgebessert {adj} düzeltilmiş
aufgefasert {adj} saçaklı
ausgebessert {adj} düzeltilmiş
ausgebessert {adj} onarılmış
ausgefasert {adj} lifli
äußert beyan eder
äußert ifade eder
bessert düzelir
bewässert [er, sie, es~] suluyor
bissfest {adj} ısıramayacak kadar sert
das Dessert {sub} {n} [Obst] meyve
das Dessert {sub} {n} soğukluk
das Dessert {sub} {n} tatlı
das Dessert {sub} {n} yemek arkasından yenen tatlı veya meyve
das Dessert {sub} {n} çerez
das Dessert {sub} {n} üstlük
diamanthart {adj} elmas gibi sert
die Straße wird eben ausgebessert şu an yol onarılıyor
ehern [fig.: unbeugsam] bükülemez derecede sert
eisenhart {adj} demir gibi sert
eisenstark demir gibi sert
Englischlehrer ist sehr streng {sub} {m} İngilizce öğretmeni çok sert
entwässert {adj} drenajlı
entwässert {adj} drene
0.006s