Keine direkten Treffer gefunden für: olduğu

Deutsch Türkisch

55 indirekte Treffer gefunden für: olduğu

Deutsch Türkisch
als {adv} [manchmal] olduğu zaman
auf der Stelle stehen bleiben {v} olduğu yerde durmak
auf der Stelle treten {v} olduğu yerde saymak
die Beschönerung {sub} {f} olduğundan daha güzel gösterme
beschönigend {adj} olduğundan daha güzel gösteren
Bleib so wie du bist! Olduğun gibi kal!
Bleib, wo du bist! Olduğun yerde kal!
buchstäblich {adj} olduğu gibi
dahintrotten {v} olduğu yerde çürümek
daliegen {v} olduğu yerde bulunmak
daliegen {v} olduğu yerde yatmak
dareinfinden {v} [fand darein, habe dareingefunden] olduğu gibi kabul etmek
das ist mehr Schein als Sein olduğundan daha iyi görünmek
dogmatisch {adj} olduğu gibi kabul edilen
dogmatisieren {v} [ich dogmatisierte, ich habe dogmatisiert] olduğu gibi kabul etmek
dran glauben müssen {v} {ugs.} olduğu gibi kabullenmek
eine Beschönigung zulassen {v} olduğundan daha iyi göstermeye göz yummak
es dabei belassen olduğu gibi bırakmak
es nehmen, wie es kommt olduğu gibi kabul etmek
etwas besser so lassen wie es ist olduğu gibi bırakmak daha iyi
etwas so lassen, wie es ist olduğu gibi bırakmak
fiel zusammen [er, sie, es~] olduğu yere yığılmıştı
für tot erklärt öldüğü açıklandı
fürliebnehmen {v} olduğu gibi kabul etmek
hindeuten {v} olduğunu göstermek
hochschnellen {v} olduğu yerden fırlamak
hochschnellend {adj} olduğu yerden fırlayan
ich bin wie ich bin olduğum gibiyim
idealisieren {v} olduğundan çok daha iyi görmek
die Idealisierung {sub} {f} olduğundan daha iyi görme
im Istzustand zu verwenden olduğu durumda kullanılır
im Istzustand zu verwenden olduğu gibi kullanılabilir
im Istzustand zu verwenden olduğu gibi kullanılacaktır
in sich zusammenfallen {v} [zusammenbrechen] olduğu yere yığılıp kalmakin aller Öffentlichkeit
in sich zusammensacken {v} [zusammenbrechen, zusammenfallen] olduğu yere yığılmak
Komm so wie du bist! olduğun gibi gel!
liegen bleiben {v} [Gegenstand] olduğu yerde kalmak
liegen bleiben {v} olduğu yerde yatmak
der Möchtegern {sub} {m} olduğundan daha farklı görünmek isteyen kimse
schaukeln {v} [schaukelte, hat geschaukelt] olduğu yerde sallanmak
schminken {v} [schminkte, hat geschminkt] olduğundan güzel göstermek
sich dareinfinden {v} olduğu gibi kabul etmek
solange olduğu sürece
stecken lassen {v} olduğu yerde bırakmak
stehen lassen {v} [nicht wegbewegen] olduğu yerde bırakmak
die Totgesagte {sub} {f} öldüğü söylenen
die Totgesagte {sub} {pl} öldüğü söylenenler
der Totgesagter {sub} {m} öldüğü söylenen kişi
totsagen {v} öldüğünü söylemek
trampeln {v} [auf der Stelle] olduğu yerde tepinmek
das Understatement {sub} {n} olduğundan daha küçük göstererek anlatma
anthropogen {adj} insanların neden olduğu
geburtenschwach {adj} doğumun az olduğu
geburtenstark {adj} doğumun çok olduğu
schwesterlich {adj} kız kardeşin sebep olduğu
0.002s