6 direkte Treffer gefunden für: halb


77 indirekte Treffer gefunden für: halb

Deutsch Türkisch
allerdings {adv} halbuki
demgegenüber {adv} halbuki
halb bei Bewusstsein yarı ayık
halb bekleidet yarı çıplak
halb bewusstlos yarı baygın
halb blind yarı yarıya kör
halb Deutschland Almanya`nın yarısı
halb durch [Verlauf] yarı yarıya bitti
halb durchscheinend yarı yarıya kesen
halb eins on iki buçuk
halb eins saat yarım
halb eins yarım
halb entkleidet yarı çıplak
halb erhaben yarı kutsal
halb erhabene Arbeit {sub} {f} yarı kutsal
halb erloschen sein {v} bitmeye yüz tutmak
halb erloschen sein {v} sönmeye yüz tutmak
halb ernst, halb heiter yarı ciddi yarı şaka
halb fertig yarı yarıya bitmiş
halb freistehend yarısı açık
halb freistehendes Gebäude {sub} {n} yarısı açıkta bina
halb gar yarı pişmiş
halb gekocht yarı pişirilmiş
halb geschlossen yarı kapalı
halb geöffnete Klappscheinwerfer {sub} {pl} yarı açık kapaklı projektör
halb kochen yarı pişirmek
halb kochend yarı pişiren
halb kochend yarı pişmiş
halb laut [mezzo forte] yarım sesli
halb leer yarı yarıya boş
halb lichtdurchlässig yarım ışık geçirir
halb links {adj} hafif sol
halb nackt {adj} yarı çıplak
halb offen {adj} yarı açık
halb offen yarı açık
halb offen sein {v} yarı açık olmak
halb offene, halb geschlossene Gruppe {sub} {f} yarı açık yarı kapalı grup
halb offiziell {adj} yarı resmi
halb rechts {adj} hafif sağ
halb rechts {adj} yarı sağ
halb reif {adj} tam olgunlaşmamış
halb reif {adj} yarı olmuş
halb roh {adj} yarı çiğ
halb sechs Uhr saat beş buçuk
halb sitzend {adj} yarı oturarak yan yatarak
halb so großer Junge {sub} {m} yarısı kadar büyük genç
halb so viel {adj} onun yarısı kadar
Halb so wild! {ugs.} önemi yok
halb soviel yarısı kadar
halb tot {adj} yan ölü
halb tot prügeln ölesiye dövmek
achteinhalb sekiz buçuk
anderthalb {adj} bir buçuk
anderthalb [Nummer] bir buçuk
anstandshalb {adv} nezaket dolayısıyla
außerhalb [nicht am Ort] -in dışında
außerhalb {adv} [nicht am Ort; draußen] dışarıdan
außerhalb {adv} [in der näheren Umgebung] dıştan
außerhalb {adv} [nicht am Ort] hariç
außerhalb {adv} [nicht am Ort] hariçten
außerhalb [Präposition: nicht in einem bestimmten Zeitraum] belirsiz zamanda
das ist der Grund weshalb bunun sebebi işte bu
deshalb {adv} bu yüzden
deshalb {adv} bundan dolayı
deshalb {adv} bunun için
deshalb {adv} o yüzden
deshalb {adv} ondan dolayı
deshalb {adv} onun için
deshalb bu sebepten dolayı
deutlich unterhalb belirgin şekilde altında
dieserhalb {adv} bunun için
dreieinhalb üç buçuk
ebendeshalb [Konjunktion] işte bu yüzden
ebendeshalb [Konjunktion] tam bu yüzden
ein einhalb bir buçuk
ein halb yarım
eineinhalb {adj} bir buçuk
0.008s