7 direkte Treffer gefunden für: erken


77 indirekte Treffer gefunden für: erken

Deutsch Türkisch
der Abortivus {sub} {m} erken doğan
Alter zur vorgezogenen Pensionierung {sub} {n} erken emekli olma yaşı
der Auswuchs {sub} {m} erken gelişme
ärztliche Vorsorgeuntersuchung {sub} {f} erken teşhis muayenesi
beim ersten Hahnenschrei erkenden
Bin ich zu früh? Erkenmi geldim?
Bindungsstörung in der frühen Kindheit {sub} {f} erken çocukluk dönemindeki bağlantı bozukluğu
Dementia praecox {sub} {f} erken bunama
die Dysphylaxia {sub} {f} erken uyunma türünde uyku bozukluğu
ein früher Tod erken bir ölüm
einen Frühstart hinlegen {v} erken davranmak
Ejaculatio praecox {sub} {f} erken boşalma
Erkennbarwerden einer Krankheit {sub} {n} hastalığın belirginleşmesi
erkennbar {adj} [wahrnehmbar] farkedilebilir
erkennbar {adj} [wahrnehmbar] görülebilir
erkennbar {adj} [wahrnehmbar] tanılır
erkennbar {adj} [wahrnehmbar] tanınabilir
erkennbar {adj} teşhis edilebilir
erkennbar [sichtbar] görülebilir
erkennbar [vorhersehbar] fark edilir
erkennbare Gefahr {sub} {f} hissedilir tehlike
erkennbarer Anstieg {sub} {m} hissedilir yükseliş
erkennbarer Fehleranteil {sub} {m} hissedilir hata oranı
erkennbarerweise {adj} hissedilir şekilde
die Erkennbarkeit {sub} {f} tanıma
Erkennbarkeit von Fehlern {sub} {f} hataları tanıma
erkenne dich selbst! kendini tanı!
das Erkennen {sub} {n} [wahrnehmen] algılama
erkennen {v} [ausmachen] hesaba alacak kaydetmek
erkennen {v} [begreifen] anlamak
erkennen {v} [einsehen] görmek
erkennen {v} [identifizieren] tanımak
erkennen {v} [wahrnehmen] algılamak
erkennen {v} ayırt etmek
erkennen {v} bilmek
erkennen {v} fark etmek
erkennen {v} farkına varmak
erkennen {v} idrak etmek
erkennen {v} teşhis etmek
erkennen lassen {v} sezdirmek
erkennen, dass Frauen mächtig sind kadınların güçlü olduğunun farkına varmak
erkennen, dass Männer verwundbar sind erkeklerin zayıf olduğunun farkına varmak
erkennen, was gemeint ist ne kastedildiğinin farkına varmak
erkennend {adj} ayırt eden
erkennend {adj} farkına varan
erkennender Richter {sub} {m} teşhis edip hüküm veren hakim
erkennendes Gericht {sub} {n} teşhis edip hüküm veren mahkeme
Erkennst du mich denn nicht? beni tanımıyormusun
erkennt [er, sie, es~] ayırt ediyor
erkennt an [er, sie, es~] tanıyor
erkenntlich {adj} müteşekkir
Abbruch von Kernkraftwerken {sub} {m} Atom santrallarının yıkımı
allerfrühestens {adj} en erken
alles merken {v} her şeyin farkına varmak
allzu früh {adj} çok erken
Anlagekosten von Kraftwerken {sub} {pl} elektrik santralı masrafları
anmerken {v} [merkte an, hat angemerkt] anlamak
anmerken {v} [merkte an, hat angemerkt] açıklamak
anmerken {v} [merkte an, hat angemerkt] eklemek
anmerken {v} [merkte an, hat angemerkt] ilave etmek
anmerken {v} [merkte an, hat angemerkt] işaret etmek
anmerken {v} [merkte an, hat angemerkt] işaret koymak
anmerken {v} [merkte an, hat angemerkt] işaretlemek
anmerken {v} [merkte an, hat angemerkt] katmak
anmerken {v} [merkte an, hat angemerkt] not etmek
anmerken {v} [merkte an, hat angemerkt] not vermek
anmerken {v} [merkte an, hat angemerkt] sezmek
anmerken {v} [merkte an, hat angemerkt] suratından anlamak
anmerken {v} [sich nichts ~ lassen] halini belli etmemek
anmerken {v} [sich] öğrenmek
auf dem Heimweg eve dönerken
auf dem Hinweg oraya giderken
auf dem Nachhauseweg eve dönerken
auf dem Narkoseprotokoll vermerken {v} narkoz protokoluna not yazmak
auf der Durchreise -den geçerken
auf der Fahrt nach Rom Roma’ya giderken
auf etwas merken {v} bir şeye dikkat etmek
0.004s