22 direkte Treffer gefunden für: ücret


77 indirekte Treffer gefunden für: ücret

Deutsch Türkisch
Abdruck kostenfrei ücretsiz baskı
Absperrung vor einer gebührenpflichtigen Straße {sub} {f} ücretli bir yolda durdurma
Abtretung von Lohn- und Gehaltsansprüchen ücret ve maaşların devir ve temliki
als bezahlter Berater angestellt ücretli danışman olarak işe alınmış
als Vergütung ücret olarak
angestellt {adj} ücretli
die Angestellte {sub} {pl} ücretliler
angestellter Journalist {sub} {m} ücretli gazeteci
Art der Vergütung {sub} {f} ücret türü
auszahlen {v} ücretini ödemek
die Barvergütung {sub} {f} ücreti peşin ödeme
Befreiung von Rundfunkgebühren {sub} {f} ücretinden muaf tutulma
die Beförderung {sub} {f} [unentgeltliche für Schwerbehinderte] ücretsiz ağır engelli taşıma
die Beförderung {sub} {f} [unentgeltliche für Schüler] ücretsiz öğrenci taşıma
bei freier Beköstigung ücretsiz yiyip içme
besolden {v} [besoldete, hat besoldet] ücret vermek
besoldend {adj} ücret veren
besoldet [er, sie, es~] ücret veriyor
besoldete [er, sie, es~] ücret vermisti
die Besoldungsordnung {sub} {f} ücret düzeni
der Besoldungsplan {sub} {m} ücret planı
die Besoldungsregelung {sub} {f} ücret ayarlaması
das Bezahlfernsehen {sub} {n} ücretli televizyon
das Bezahlfernsehprogramm {sub} {n} ücretli televizyon programı
bezahlte Gruppe die klatscht ücretli alkışlayan grup
bezahlter Bildungsurlaub {sub} {m} ücretli eğitim izni
bezahlter Erziehungsurlaub {sub} {m} ücretli çocuk eğitim izni
bezahlter Feiertag {sub} {m} ücretli bayram günü
bezahlter Helfer {sub} {m} ücretli yardımcı
bezahlter Jahresurlaub {sub} {m} ücretli yıllık izin
bezahlter Krankheitsurlaub {sub} {m} ücretli hastalık izni
bezahlter Urlaub {sub} {m} ücretli izin
bezahltes Mitglied {sub} {n} ücretli üye
die Bezüge {sub} {pl} ücretler
die Bonusaktie {sub} {f} ücretsiz hisse senedi
Brücke mit Gebühr [eine~] ücretli köprü
Bundesversicherungsanstalt für Angestellte {sub} {f} Ücretli Memurlar için Federal Almanya Sosyal Sigortalar Kurumu
die Löhne senken ücretleri düşürmek
Die Löhne sind gestiegen ücretler çıktı
drücken {v} [Preise, Löhne] ücretleri düşürmek
durch Lohnsteigerungen angeheizte Inflation ücretlerdeki artışların körüklediği enflasyon
Einbehaltung des Lohns ücreti alıkoyma
eine bezahlte Arbeit annehmen ücretli bir işe girmek
eine Gehaltserhöhung beantragen ücret artışı için müracaat etmek
eine Gehaltserhöhung bekommen ücret artışı almak
eine Gehaltserhöhung zugestehen {v} ücret artışına rıza göstermek
einen Brief gebührenfrei senden ücretsiz bir mektup yollamak
einen Lohn erhalten ücret ödemesi almak
Entgeltfortzahlung ücret ödemeye devam
die Entgeltpunkte {sub} {pl} ücretlendirme puanları
die Entgeltabrechnung {sub} {f} ücret hesabı
der Abschlussbetrag {sub} {m} işlem başına ücret
der Akkordlohn {sub} {m} parça başına ödenen ücret
als Lohn für deine Mühen zahmetlerin için ücret
angemessene Vergütung {sub} {f} makul ücret
angemessener Lohn {sub} {m} adil ücret
anständiger Tageslohn {sub} {m} doyurucu günlük ücret
der Arbeitsstundensatz {sub} {m} saat başına ücret
armselige Entlohnung {sub} {f} düşük ücret
das Aufgeld {sub} {n} [dial.: Zuschlag] ek ücret
auskömmlicher Lohn {sub} {m} kâfi derecede ücret
die Auslösung {sub} {f} munzam ücret
ausstehender Lohn {sub} {m} henüz ödenmemiş ücret
außertariflich Lohn {sub} {m} tarife dışı ücret
der Barlohn {sub} {m} peşin ücret
die Basisvergütung {sub} {f} temel ücret
das Bergegeld {sub} {n} sudan veya toprak altından kurtarılan mallar için alınan ücret
das Bergegeld {sub} {n} yapılan kurtarma karşılığı talep edilen ücret
der Bergelohn {sub} {m} sudan veya toprak altından kurtarılan mallar için alınan ücret
der Bergelohn {sub} {m} yapılan kurtarma karşılığı talep edilen ücret
der Bergungslohn {sub} {m} sudan veya toprak altından kurtarılan mallar için alınan ücret
der Billiglohn {sub} {m} düşük ücret
der Billiglohn {sub} {m} ucuz ücret
der Bruttolohn {sub} {m} brüt ücret
das Deputat {sub} {n} aynî ücret
der Deputatlohn {sub} {m} mal olarak ödenen ücret
direkter Stücklohn {sub} {m} doğrudan parça başına ücret
0.005s