17 direkte Treffer gefunden für: Zeit


77 indirekte Treffer gefunden für: Zeit

Deutsch Türkisch
Zeit anzeigen {sub} {f} zamanı göstermek
Zeit aufbringen {sub} {f} zaman ayırmak
Zeit aufholen {sub} {f} zaman farkını kapatmak
Zeit aufwenden {sub} {f} zaman harcamak
Zeit ausdehnen {sub} {f} zananı genişletmek
Zeit benötigen {v} zamana ihtiyaç duymak
Zeit brauchen {sub} {f} zamana ihtiyacı olmak
Zeit der Abwesenheit {sub} {f} bulunmama zamanı
Zeit der Anfangsanfälligkeit {sub} {f} başlangıç hassalığı zamanı
Zeit der frühfeudalen Gesellschaft {sub} {f} ilk derebeylik toplumu zamanı
Zeit der höchsten Belastung {sub} {f} en fazla zorlama zamanı
Zeit der Klageerhebung {sub} {f} dava etme zamanı
Zeit der Kreuzzüge {sub} {f} haçlı sefeleri zamanı
Zeit der planmäßigen Verfügbarkeit {sub} {f} planalanan hizmete hazır olma zamanı
Zeit der Ruhe {sub} {f} sessizlik zamanı
Zeit der Schwangerschaft {sub} {f} hamilelik zamanı
Zeit der Schwangerschaft {sub} {f} gebelik zamanı
Zeit der Sklavenhaltung {sub} {f} kölelik zamanı
Zeit der Tanzveranstaltungen {sub} {f} dans etkinlikleri zamanı
Zeit der Unbesonnenheit {sub} {f} ihtiyatsızlık zamanı
Zeit der Unschuld {sub} {f} bakirelik zamanı
Zeit der Vorratshaltung {sub} {f} depolama zamanı
Zeit der Weltwirtschaftskrise {sub} {f} dünya ekonomik krizi zamanı
Zeit der Zwischenpause {sub} {f} ara mola zamanı
Zeit des Abendessens {sub} {f} akşam öğünü zamanı
Zeit des Probedurchlaufs {sub} {f} deneme calıştırması zamanı
Zeit des Stillstands der Maschine {sub} {f} makinenin çalışmadığı zaman dilimi
Zeit einteilen {sub} {f} zamanı pay etmek
Zeit erübrigen {v} zaman ayırmak
Zeit finden {v} zaman bulmak
Zeit für Handarbeit {sub} {f} el işi zamanı
Zeit gewinnen {v} zaman kazanmak
Zeit haben zamanı olmak
Zeit ins Bett zu gehen {sub} {f} yatama zamanı
Zeit ist Geld! zaman paradır
Zeit je Stück {sub} {f} parça başına zaman
Zeit knapp werden {sub} {f} zaman daralmak
Zeit meines Lebens oldum olası
Zeit messen [Sport] kronometre tutmak
Zeit messen [Sport] vakit tutmak
Zeit messen [Sport] kronometre tutmak
Zeit nehmen {v} zaman ayırmak
Zeit nützen fırsatı kaçırmamak
Zeit nützen zamandan istifade etmek
Zeit opfern vaktini feda etmek
Zeit raubend zaman israf edici
Zeit raubend zaman çalıcı
Zeit schinden zaman harcamak
Zeit schleicht vakit geçmek bilmiyor
Zeit sparen zaman kazanmak
Zeit sparend zamandan istifade eden
die Abarbeitungszeit {sub} {f} yerine getirilme süresi
die Abbauzeit {sub} {f} işletme müddeti
die Abbindezeit {sub} {f} [Zement] donma zamanı
die Abbindezeit {sub} {f} sertleşme zamanı
die Abblaszeit {sub} {f} boşaltma süresi
die Abbrandzeit {sub} {f} erime zamanı
die Abbremszeit {sub} {f} frenleme zamanı
die Abendbesuchszeit {sub} {f} akşam ziyaret saati
die Abendmahlzeit {sub} {f} akşam öğünü zamanı
die Abendzeit {sub} {f} akşam vakti
die Abendzeit {sub} {f} akşam zamanı
die Abendöffnungszeit {sub} {f} akşam mesaisi
die Abendöffnungszeit {sub} {f} akşam açık olma zamanı
die Abfahrtszeit {sub} {f} hareket saati
die Abfahrtszeit {sub} {f} hareket zamanı
die Abfahrtszeit {sub} {f} kalkış saati
die Abfahrtzeit {sub} {f} kalkış zamanı
die Abfallverzögerungszeit {sub} {f} kesilme gecikimi zamanı
die Abfallzeit {sub} {f} azalma müddeti
die Abfallzeit {sub} {f} iniş süresi
die Abfallzeit {sub} {f} zayıflama süresi
die Abfallzeit {sub} {f} çürüme zamanı
die Abfertigungszeit {sub} {f} sevk saati
die Abflugszeit {sub} {f} uçak kalkış zamanı
die Abflugzeit {sub} {f} [Flugzeug] (uçağın) kalkış saati
die Abflugzeit {sub} {f} [Flugzeug] kalkış saati
0.004s