Keine direkten Treffer gefunden für: sınırı

Deutsch Türkisch

73 indirekte Treffer gefunden für: sınırı

Deutsch Türkisch
angrenzen {v} [grenzte an, hat angegrenzt] sınırı ortak olmak
angrenzend {adj} sınırında
ans Limit gehen {v} sınırı zorlamak
Arsch; Hurensohn {sub} {m} [ugs.: dumme, nervende Person] sinirine dokunan kimse
ausgereizt sınırı aşmış
ausreizen {v} [Thema] sınırı aşmak
die Binnenfracht {sub} {f} sınıriçi hamulesi
die Binnenfracht {sub} {f} sınıriçi kargosu
bullerig {adj} siniri tepesinde
das Maß überschreiten sınırı aşmak
die Grenze erhöhen {v} sınırı yükseltmek
die Grenze schließen sınırı kapatmak
Du gehst mir auf die Nerven! Sinirimi bozuyorsun
eine Grenze schließen sınırı kapatmak
eine Übertretung eingestehen {v} sınırı aştığını itiraf etmek
er hat die Grenze passiert sınırı geçti
Grenze erhöhen {sub} {f} sınırı yüksekltmek
Grenze passieren {v} sınırı aşmak
Grenze schließen {v} sınırı kapatmak
Grenze sperren {v} sınırı kapatmak
Grenze zu passieren ist nur noch eine Formalität {sub} {f} sınırı geçmek sadece formalite icabı
Grenze überschreiten {v} sınırı aşmak
Grenze überschreitende Person {sub} {f} sınırı aşan kişi
der Grenzübergang {sub} {m} sınırı geçme yeri
der Grenzübergangsort {sub} {m} sınırı geçiş yeri
der Grenzübergangspunkt {sub} {m} sınırı geçiş noktası
die Grenzübergangsstelle {sub} {f} sınırı geçiş yeri
grenzübergreifend {adj} sınırı aşan
die Grenzübergänge {sub} {pl} sınırı geçiş yerleri
die Grenzübertemperatur {sub} {f} sınırı aşan ısı
die Grenzübertretung {sub} {f} sınırı aşma
die Grenzübertretung {sub} {f} sınırı geçme
der Grenzübertritt {sub} {m} sınırı geçme
hinausgehen {v} sınırı aşmak
jemanden auf Nerven gehen {v} sinirine dokunmak
jenseits der Grenze sınırın öbür tarafında
kenn dein Limit! sınırı bil!
Mach mich nicht wütend! sinirimi ayağa kaldırma! kudurtma beni!
Nerven nicht verlieren sinirini bozmamak
die Nervensäge {sub} {f} {ugs.} sinirine dokunan kimse
die Nervensägen {sub} {pl} {ugs.} sinirine dokunan kimseler
übers Ziel hinaus schießen {v} sınırı aşmak
überschreiten {v} [überschritt, hat überschritten] sınırı aşmak
die Übertreibung {sub} {f} sınırı aşma
das Übertreten {sub} {n} sınırı aşma
der Übertritt {sub} {m} [über Grenze] sınırı aşma
die Übertritte {sub} {pl} sınırı aşmalar
die Abbauwürdigkeitsgrenze {sub} {f} işlenilebilirlik sınırı
der Abgasgrenzwert {sub} {m} atık gaz sınırı
die Ablehnungsgrenze {sub} {f} ürün toleranz sınırı
die Abnahmegrenze {sub} {f} geri alma sınırı
die Abreißgrenze {sub} {f} yırtılma sınırı
die Absicherungsgrenze {sub} {f} güvence sınırı
die Abstrahlungsgrenze {sub} {f} yansıma sınırı
der Achselnerv {sub} {m} koltuk siniri
die Achslastgrenze {sub} {f} dingil yükü sınırı
Acusticus nervus {sub} {m} beyin siniri
die Adressgrenze {sub} {f} adres sınırı
die Adressgrenze {sub} {f} bulunak sınırı
die Adressobergrenze {sub} {f} adres üst sınırı
die Adressuntergrenze {sub} {f} adres alt sınırı
die Adressuntergrenze {sub} {f} bulunak alt sınırı
die Agrargrenze {sub} {f} tarım sınırı
das Aktionslimit {sub} {n} aksiyon sınırı
das Akzeptlimit {sub} {n} kabul sınırı
alternative Mindeststeuer {sub} {f} alternatif en az vergi sınırı
altersbedingt Einkommensteuerfreigrenze {sub} {f} yaşlılığa bağlı vergi gelirinden muaf sınırı
altersbeschränkt yaş sınırı
die Altersgrenze {sub} {f} yaş sınırı
die Ambiguitätstoleranz {sub} {f} [Psychologisch] çok anlamlılık sınırı
die Analysengrenze {sub} {f} analiz sınırı
die Anfangsgrenze {sub} {f} başlangıç sınırı
annehmbare Qualitätsgrenze {sub} {f} makul kalite sınırı
0.003s