Keine direkten Treffer gefunden für: parası

Deutsch Türkisch

77 indirekte Treffer gefunden für: parası

Deutsch Türkisch
Abenteuer für den kleinen Geldbeutel {sub} {n} parası az olanlar için macera
das Alumnat {sub} {n} [österr.= veraltend] parasız yatılı okul
der Alumne {sub} {m} [Priesterseminarist] parasız yatılı okul öğrencisi
die Armut {sub} {f} parasızlık
auf Borg parası sonra vermek üzere
auf dem letzten Loch pfeifen {v} parasız kalmak
aus Mangel an Geld parasızlık yüzünden
ausnehmen {v} [nahm aus, hat ausgenommen] parası almak
auszahlen {v} parası vermek
bargeldloser Einkauf {sub} {m} parasız alış-veriş
bargeldloser Einkauf {sub} {m} parasız satın alma
bei Geld sein parası olmak
besolden {v} [besoldete, hat besoldet] parası ödemek
bestreiten {v} [bestritt, habe bestritten] parası vermek
die Bestreitung {sub} {f} parası ödeme
blank {adj} {ugs.} parasız pulsuz
brotlose Künste {sub} {pl} parasız işler
bußfertig {adj} parası vererek tazmin etmeye hazır
das Geld zum Fenster hinauswerfen {v} parası har vurup harman savurmak
den Preis erstatten {v} parası geri vermek
die Ebbe {sub} {f} {ugs.} parasızlık
entlohnen {v} parası ödemek
er warf das Geld zum Fenster hinaus parası fuzuli yere harcadı
es ist sein Geld nicht wert! parasına değmez
etwas für sein Geld bekommen {v} parası için bir şey almak
franko {adj} parasız
frei {adj} [gratis] parasız
der Freitisch {sub} {m} parasız yemek
geldlos {adj} parasız
die Geldlosigkeit {sub} {f} parasızlık
gratis {adv} parasız
das Gratismuster {sub} {n} parasız örnek
die Gratismusterverteilung {sub} {f} parasız örnek dağıtma
die Gratisparkplätze {sub} {pl} parasız park yerleri
die Gratisprobe {sub} {f} parasız örnek
gut bei Kasse parası bol
gut bei Kasse sein {v} {ugs.} parası bol olmak
gut bei Kasse sein {v} parası olma
in Geldverlegenheit parası olmamak
in Geldverlegenheit bringen {v} parasız bırakmak
in Geldverlegenheit kommen {v} parası tükenmek
in Geldverlegenheit sein {v} parası olmamak
in Röhre gucken {v} parasızlıktan avucunu yalamak
kein Geld mehr haben {v} parası bitmiş olmak
die Klammheit {sub} {f} [Geld] parasızlık
knapp an Geld parası kıt
knapp an Geld sein {v} parası kıt olmak
knapp bei Kasse parası kıt
knapp bei Kasse sein {v} parası kısıtlı olmak
knapp bei Kasse sein {v} parası kıt olmak
knapp sein {v} parası bitmek
das Abfindungsgeld {sub} {n} tazminat parası
das Abgangsgeld {sub} {n} çıkış parası
abgezähltes Fahrgeld {sub} {n} sayılmış bilet parası
das Abonnementsgeld {sub} {n} abone parası
die Abstandszahlung {sub} {f} hava parası
das Alterseinkaufsgeld {sub} {n} yaşlılıkda alışveriş parası
die Ankergebühr {sub} {f} [Verhkehr] demirleme parası
das Ankergeld {sub} {n} [Verhkehr] demirleme parası
die Anmeldegebühr {sub} {f} kaya parası
das Antrittsgeld {sub} {n} ziyaret parası
die Anwartschaftsrente {sub} {f} beklenen emeklilik parası
das Anzugsgeld {sub} {n} ayakbastı parası
die Arbeitlosenunterstützung {sub} {f} işsizlik parası
das Arbeitslosengeld {sub} {n} işsizlik parası
die Arbeitslosenunterstützung {sub} {f} işsizlik parası
das Arzthonorar {sub} {n} doktor parası
das Aufenthaltsgeld {sub} {n} oturma parası
die Aufnahmegebühr {sub} {f} [für Schule, Studium oder Kursus] kayıt parası
das Ausbildungsgeld {sub} {n} öğrenim parası
das Ausfallentgelt {sub} {n} çalışmama parası
das Ausgleichsgeld {sub} {n} denkeleme parası
das Ausgleichsgeld {sub} {n} tazminat parası
ausländische Währung yabancı ülke parası
die Ausstattung {sub} {f} başlık parası
die Aussteuer {sub} {f} başlık parası
das Bankengeld {sub} {n} banka parası
0.003s