Keine direkten Treffer gefunden für: süresi

Deutsch Türkisch

76 indirekte Treffer gefunden für: süresi

Deutsch Türkisch
abgelaufen {adj} [Pass] süresi dolmuş
abgelaufen {adj} süresi dolmuş
abgelaufener Pass süresi dolmuş pasaport
ablaufen {v} [lief ab, ist abgelaufen] süresi dolmak
auf unbefristete Zeit streiken süresiz grev yapmak
auf unbestimmte Zeit geschlossen süresiz kapalı
ausgedient haben {v} süresi geçmiş olmak
auslaufen {v} [Vertrag] süresi dolmak
befristen {v} [befristete, hat befristet] süresini belirlemek
betagter Wechsel süresi dolmuş senet
die Dauerbewilligung {sub} {f} süresiz onay
die Dauerbezugskarte {sub} {f} süresiz abonman kartı
durch [zeitlich] süresince
durchlaufend {adv} süresiz
ein Festangestellter süresiz eleman
erlöschen {v} [Frist: erlosch, ist erlöschen] süresi dolmak
fest angestellt {adj} süresiz işe alınmış
fest angestellt {adj} süresiz memuriyete alınmış
fristenlos {adj} süresiz
fristgebunden [Adv] süresi gelmemiş
fristgemäß [Adv] süresi içinde
fristgemäß [Adv] süresi içinde(ki)
fristgerecht {adj} süresi içinde
fristgerecht gekündigt {adj} süresine uygun çıkış verilmiş
fristgerecht kündigen {v} süresine uygun çıkış vermek
fristgerechte Kündigung {sub} {f} süresine uygun çıkış
fristzeitig {adj} süresi içinde
fällig {adj} süresi dolmuş
innert [schweiz.: innerhalb] süresinde
lebenslängliche Anstellung {sub} {f} süresiz işe alma
Rente mit unbestimmter Laufzeit {sub} {f} süresiz emeklilik
unbefristet {adj} süresiz
Unbefristete Aufenhaltserlaubnis {sub} {f} [juristisch] süresiz oturma izni
unbefristete Aufenthaltserlaubnis {sub} {f} [Juristisch] süresiz oturma izni
unbefristete Neueinstellung {sub} {f} süresiz yeni işe alma
unbefristete Nutzung {sub} {f} süresiz kullanım
unbefristete Ungültigkeit {sub} {f} süresiz geçersizlik
unbefristeter Arbeitsvertrag {sub} {m} süresiz çalışma sözleşmesi
unbefristeter Mietvertrag süresiz kira sözleşmesi
unbefristeter Streik {sub} {m} süresiz grev
unbefristeter Vertrag {sub} {m} süresiz anlaşma
unbefristetes Arbeitsverhältnis süresiz çalışma ilişkisi
verfallen {adj} [abgelaufen] süresi geçmiş
verfallen {adj} [nicht mehr gültig] süresi dolmuş
verfallen {v} [ungültig werden] süresi dolmak
verfallen {v} [Verfallsdatum: verfiel, hat verfallen] süresi dolmak
verfiel [es~] süresi geçmişti
verstreichen {v} [Frist] süresi dolmak
während süresince
die Zeitarbeit {sub} {f} süresi sınırlı
die Abarbeitungszeit {sub} {f} yerine getirilme süresi
die Abblaszeit {sub} {f} boşaltma süresi
die Abfallzeit {sub} {f} iniş süresi
die Abfallzeit {sub} {f} zayıflama süresi
Abfallzeit der Szintillation {sub} {f} parıldama zayıflama süresi
Abfallzeit des Arbeitskontaktes {sub} {f} kontağının kesilme süresi
Abfallzeit des Ruhekontaktes {sub} {f} açık devre kontağının zayıflama süresi
Abfallzeit einer Verzögerungsleitung {sub} {f} geciktirme şebekesinin zayıflama süresi
Abfallzeit eines Impulses {sub} {f} darbenin azalım süresi
Abfallzeit eines Laufzeitgliedes {sub} {f} geciktirme şebekesinin zayıflama süresi
die Abgabefrist {sub} {f} teslim etme süresi
die Abgabefrist {sub} {f} verilme süresi
die Abgabefrist {sub} {f} ödeme süresi
die Abgrenzungsperiode {sub} {f} sınıralama süresi
die Abklingzeit {sub} {f} sönüm süresi
die Abkühlungszeit {sub} {f} soğutma süresi
die Ablassdauer {sub} {f} tav süresi
die Ablaufzeit {sub} {f} işlem süresi
die Abschaltzeit {sub} {f} toplam kesme süresi
die Abschreckdauer {sub} {f} tavlama süresi
die Abschreibungsperiode {sub} {f} amortisman süresi
absolute Refraktärdauer {sub} {f} mutlak ret süresi
der Abtastzeitraum {sub} {m} tarama zaman süresi
die Abzahlungsfrist {sub} {f} itfa süresi
die Abzahlungsfrist {sub} {f} taksitle ödeme süresi
die Addierzeit {sub} {f} toplama süresi
0.003s