Keine direkten Treffer gefunden für: (a

Deutsch Türkisch

51 indirekte Treffer gefunden für: (a

Deutsch Türkisch
anfahren {v} [fuhr an, ist angefahren: mit einem Fahrzeug herbeibringen] (araçla hedefe) gelmek
auf den Sattel heben {v} (At) semere oturmak
auf(stehen)! {adj} (ayağa) kalk!
aufladen {v} [ladete auf, hat aufgeladen] (akü) doldurmak
aufladen {v} [ladete auf, hat aufgeladen] (akü) yüklemek
aufladen {v} [ladete auf, hat aufgeladen] (akü) şarj etmek
bedienen {v} (alet) kullanmak
der Befehlsstab {sub} {m} (asılan veya gösterilen) işaret levhası
befliegen {v} (arı, sinek) üzerine konmak
beiziehen {v} [zog bei, hat beigezogen] (askere) celp etmek
beiziehen {v} [zog bei, hat beigezogen] (askere) çağırmak
die Bekenntnisschule {sub} {f} (aynı mezhep ve dinden, öğrenci ve eğiticilerin bulunduğu) okul
bekritzeln {v} {ugs.} (amaçsızca) karalamak
belauben {v} (ağaç) yapraklanmak
bereit zum Losfahren (arabayla) harekete hazır
beschälen {v} [beschälte, hat beschält] (at) azmak
die Beschälung {sub} {f} [beschämte, hat beschämt] (at) çiftleşme
das Biedermeier {sub} {n} (Almanya`da 19. yy) sanat akımı
die Bora {sub} {f} (Adriyatik) rüzgârı
die Botanisiertrommel {sub} {f} (araştırma için toplanmış bitkilerin konduğu) muhafaza
die Botanisiertrommel {sub} {f} (araştırma için toplanmış bitkilerin konduğu) teneke kutu
brabbeln {v} {ugs.} (anlaşılmaz şekilde) mırıldanmak
die Brandsohlen {sub} {pl} (ayakkabı) taban astarı
die Brausche {sub} {f} (alında) ezilme
die Brausche {sub} {f} (alında) kabarık mor leke
die Brausche {sub} {f} (alında) morartı
brauschen {v} [brauschte, hat gebrauscht] (at) kişnemek
der Bundespräsident {sub} {m} (Almanya veya Avusturya) Cumhurbaşkanı
die Bundespräsidentin {sub} {f} (Almanya veya Avusturya) Cumhurbaşkanı
bäumen {v} [bäumte, hat gebäumt] (at) şahlanmak
changieren {v} (at) koşumunu değiştirmek
das Come-back {sub} {n} (artist, sanatçı, sporcu) uzunca bir aradan sonra geri dönüşü
damaszieren {v} (altın, gümüş) kakma işi yapmak
die Damaszierung {sub} {f} (altın, gümüş) kakma işi yapma
das Derbyrennen {sub} {n} [Pferderennen] (at koşusu) derbi koşusu
der Durchzug {sub} {m} [von Truppen] (asker) geçişi
ein dummes Huhn {ugs.} (argo) salak karı
eingeknickt [ich habe mir den Fuß eingeknickt] (ayağımı) burktum
einkesseln {v} (av hayvanı) kıstırmak
einkesseln {v} (av hayvanı) çember içine almak
einkneifen {v} (ağız, burun) büzmek
die Einlaufwette {sub} {f} (atyarışı) birinci ve ikinciyi (veya üçüncüyü de) sıralı olarak tahmin ederek bahis oynama
einpfropfen {v} (ağaç, vs.) aşılamak
einreiten {v} (at ile bir yere) girmek
Einrichtung zum Sengen {sub} {f} (ateşte) alazlama düzeni
der Einritt {sub} {m} (at ile) bir yere gidiş
einscheren {v} (araçla) giden araçların arasına katılmak
der Einsteiger {sub} {m} [Fahrgast] (araca) binen kişi
die Einwärtsdrehung {sub} {f} (ayak, el) içe dönme
das Eisenplättchen {sub} {n} (ayakkabı imalinde) burunluk demir
El Kaida [Rechtschreibvariante] (aşırı İslamcı) terör örgütü
0.002s