61 direkte Treffer gefunden für: sıkıştırmak

Deutsch Türkisch
abdichten {v} [dichtete ab, hat abgedichtet] sıkıştırmak
andrücken {v} [drückte an, hat angedrückt] sıkıştırmak
anziehen {v} [zog an, hat angezogen] sıkıştırmak
aufdrängen {v} [drängte auf, hat aufgedrängt] sıkıştırmak
aufpressen {v} [presste auf, hat aufgepresst] sıkıştırmak
aufspannen oder einspannen {v} sıkıştırmak
auspressen {v} [Person] sıkıştırmak
ausquetschen {v} sıkıştırmak
bedrücken {v} [bedrückte, hat bedrückt] sıkıştırmak
beengen {v} [beengte, hat beengt] sıkıştırmak
befestigen {v} [befestigte, hat befestigt] sıkıştırmak
dichten {v} [Technik] sıkıştırmak
dringen {v} sıkıştırmak
drängen {v} [ich drängte, ich habe gedrängt] sıkıştırmak
drängen {v} [zwingen] sıkıştırmak
drücken {v} [ich drückte, ich habe gedrückt] sıkıştırmak
einklemmen {v} sıkıştırmak
einkneifen {v} sıkıştırmak
Einpressen {v} sıkıştırmak
einschnüren {v} [einengen] sıkıştırmak
einspannen {v} sıkıştırmak
erdrücke [ich~] sıkıştırmak
erdrücken {v} sıkıştırmak
festklemmen {v} sıkıştırmak
festmachen {v} sıkıştırmak
feststampfen {v} sıkıştırmak
feststellen {v} sıkıştırmak
festtreten {v} sıkıştırmak
festziehen {v} [eine Schraube] sıkıştırmak
hemmen {v} sıkıştırmak
jemandem in Enge treiben {v} sıkıştırmak
klemmen {v} sıkıştırmak
knautschen {v} sıkıştırmak
kompaktieren {v} [Zusammendrücken] sıkıştırmak
komprimieren {v} [Informatik: Daten] sıkıştırmak
komprimieren {v} sıkıştırmak
konzentrieren {v} sıkıştırmak
nachziehen {v} [Schraube] şıkıştırmak
nötigen {v} [drängen] sıkıştırmak
petzen {v} [kneifen] sıkıştırmak
pressen {v} [drücken] sıkıştırmak
quetschen {v} [zerdrücken] sıkıştırmak
stauen {v} [Ladung: staute, hat gestaut] sıkıştırmak
stopfen {v} [stopfte, hat gestopft] sıkıştırmak
stressen {v} [stresste, hat gestresst] sıkıştırmak
unterbringen {v} [brachte unter, hat untergebracht] sıkıştırmak
verdichten {v} [verdichtete, hat verdichtet] sıkıştırmak
verfolgen {v} [verfolgte, hat verfolgt] sıkıştırmak
verklemmen {v} sıkıştırmak
zippen {v} [Informatik: Dateien] sıkıştırmak
zusammendrücken {v} sıkıştırmak
zusammenpacken {v} sıkıştırmak
zusammenpassen {v} [passte zuammen, hat zusammengepasst] sıkıştırmak
zusammenrücken {v} sıkıştırmak
zusammenschrauben {v} [schraubte zusammen, hat zusammengeschraubt] sıkıştırmak
zusammenziehen {v} [zog zusammen, hat zusammengezogen] sıkıştırmak
zusammmendrücken {v} sıkıştırmak
zusetzen {v} [setzte zu, hat zugesetzt] sıkıştırmak
zuziehen {v} [Schlinge: zog zu, hat zugezogen] sıkıştırmak
zwiebeln {v} [zwiebelte, hat gezwiebelt] sıkıştırmak
zwängen {v} [zwängte, hat gezwängt] sıkıştırmak

27 indirekte Treffer gefunden für: sıkıştırmak

Deutsch Türkisch
die Klemmbeschläge {sub} {f} sıkıştırmak için bir şeye takılan metal parçası
andrehen {v} [drehte an, hat angedreht] vidayı sıkıştırmak
andringen {v} [drang an, hat angedrungen] birini şıkıştırmak
andrängen {v} birini şıkıştırmak
anziehen {v} [zog an, hat angezogen] salmastra kutusunu sıkıştırmak
anziehen {v} [zog an, hat angezogen] vida sıkıştırmak
auf Zahlung drängen ödenmesi için sıkıştırmak
aufklemmen {v} üstten sıkıştırmak
auspressen {v} [presste aus, hat ausgepresst] birini sıkıştırmak
austrampeln {v} üstüne basarak sıkıştırmak
bedrängen {v} (birini) sıkıştırmak
beiseite drängen {v} {ugs.} kenara sıkıştırmak
berennen {v} {ugs.} [berannte, hat berannt] (birini) sıkıştırmak
Drehstahl einspannen {v} çeliği sıkıştırmak
drängen {v} [ich drängte, ich habe gedrängt] birini sıkıştırmak
einpferchen {v} [figürllich] (birini bir yere) sıkıştırmak
einquetschen {v} basarak sıkıştırmak
einspannen des Arbeitsstückes {v} parçasını sıkıştırmak
Erde feststampfen {v} toprağı sıkıştırmak
Erde rammen {v} toprağı sıkıştırmak
etwas unter den Arm klemmen {v} bir şeyi koltuğunun altına sıkıştırmak
festdrehen {v} çevirerek sıkıştırmak
festhämmern {v} çekiçle sıkıştırmak
festschrauben {v} vidaları iyice sıkıştırmak
Fässer antreiben {v} fıçı çemberini sıkıştırmak
hineinquetschen {v} içine sıkıştırmak
in die Ecke drängen {v} köşeye sıkıştırmak
0.003s