Keine direkten Treffer gefunden für: (ku

Deutsch Türkisch

51 indirekte Treffer gefunden für: (ku

Deutsch Türkisch
angeschossen [er, sie, es ist~] (kurşun atışıyla) vurularak yaralanmak
angeschossen [er, sie, es hat~] (kurşun atışıyla) vurarak yaralamak
der Berber {sub} {m} (Kuzeybatı Afrika) Berber halkından
beringen {v} [beringte, hat beringt] (kuş) halka takmak
die Biberette {sub} {f} (kumaş) len
das Biest {sub} {n} {ugs.} (küfür) itoğlu
der Blizzard {sub} {m} (kuzey Amerika) kar fırtınası
der Chintz {sub} {m} (kumaş) çit
dekadent {adj} [kulturell im Verfall begriffen] (kültürel açıdan) bozulmuş
dekadent {adj} [kulturell im Verfall begriffen] (kültürel açıdan) dejenere olmuş
dekadent {adj} [kulturell im Verfall begriffen] (kültürel açıdan) düşmüş
dekadent {adj} [kulturell im Verfall begriffen] (kültürel açıdan) gerilemiş
dekadent {adj} [kulturell im Verfall begriffen] (kültürel açıdan) çökmüş
dekadent {adj} [kulturell im Verfall begriffen] (kültürel açıdan) yozlaşmış
die Dekadenz {sub} {f} [kultureller Niedergang, Verfall, Entartung] (kültür açısından) bozulma
die Dekadenz {sub} {f} [kultureller Niedergang, Verfall, Entartung] (kültür açısından) dejenere olma
die Dekadenz {sub} {f} [kultureller Niedergang, Verfall, Entartung] (kültür açısından) düşme
die Dekadenz {sub} {f} [kultureller Niedergang, Verfall, Entartung] (kültür açısından) gerileme
die Dekadenz {sub} {f} [kultureller Niedergang, Verfall, Entartung] (kültür açısından) çöküş
die Dekadenz {sub} {f} [kultureller Niedergang, Verfall, Entartung] (kültür açısından) yozlaşma
die Doggerbank {sub} {f} [Geologie] (Kuzey denizi) kum seddi
einlaufecht {adj} (kumaş) çekmeye karşı dayanıklı
einlaufecht {adj} (kumaş) çekmeye karşı has
einlaufecht {adj} (kumaş) çekmez
einlaufend {adj} (kumaş) daralır
einlaufend {adj} (kumaş) çeken
einlaufend {adj} (kumaş) çeker
einlauffest {adj} (kumaş) çekmez
einpuppen {v} [sich] (kurtçuk) krizalitleşmek
einsäumen {v} (kumaş) kenarını bastırmak
die Eisjagdkultur {sub} {f} (Kuzey Amerika) buzullarda yaşamı sürdürme kültürü
entfliegen {v} (kuş) uçmak
flügge {adj} [(von jungen Vögeln) so weit entwickelt, dass erste Flüge möglich sind] (kuş) uçabilir duruma gelmiş
die Fraisen {sub} {pl} [österr.: bei kleinen Kindern] (küçük çocuklarda) kramplar
das Geblök {sub} {n} [Schafe] (kuzu) meleme
das Geblöke {sub} {n} [Schafe] (kuzu) meleme
das Gepiepe {sub} {n} (kuş) durmaksızın cıvıldama
geschändet [er, sie, es hat~] (kutsal şeye) zarar verdi
gezwitschert [der Vogel hat~] (kuş) öttü
girren {v} (kuş) ötmek
die Haarseite {sub} {f} [von Pelz] (kürkün) kıllı yönü
die Haarseite {sub} {f} [von Pelzen] (kürklerin) kıllı yönü
der Hamit {sub} {m} (Kuzey Afrika'da) Hami
hamitisch {adj} (Kuzey Afrika'da) Hami ırka mensup
das Hefebrötchen {sub} {n} [weiches Weizenbrötchen] (küçük) buğday ekmeği
die Heimorgel {sub} {f} [Musik] (küçük) elektronik org
herunterputzen {v} [in erniedrigender Weise zurechtweisen] (küçük düşürücü şekilde) adaakıllı paylamak
die Holle {sub} {f} (kuş) başında şapka gibi duran tüyler
die Hänger {sub} {pl} [ugs.: Ohrgehänge] (kulakda) askılar
die Inkorporation {sub} {f} (kurum) alma
das Katzenschreisyndrom {sub} {n} [Cri-du-chat-Syndrom] (küçük çocuklarda) kedi gibi ağlama hastalığı
0.001s