Keine direkten Treffer gefunden für: (bir s

Deutsch Türkisch

51 indirekte Treffer gefunden für: (bir s

Deutsch Türkisch
auf etwas einflippen {v} (bir şeye) bayılmak
auf etwas einflippen {v} (bir şeyi) beğenmek
auf etwas einflippen {v} (bir şeyi) çok hoş bulmak
Bedacht nehmen {v} (bir şeye) riayet etmek
die Bedachtnahme {sub} {f} (bir şeye) riayet etme
bedürfen {v} (bir şeye) ihtiyacı olmak
befehden {v} (bir şeye) savaş açmak
befehden {v} (bir şeyle) mücadele etmek
befehden {v} (bir şeyle) savaşmak
befleißigen {v} [sich] (bir şey için) gayret etmek
befragen {v} (bir şey hakkında) bilgi istemek
befürchten {v} [befürchtete, hat befürchtet] (bir şeyden) endişe etmek
befürworten {v} [befürwortete, hat befürwortet] (bir şeyin) lehinde olmak
die Befürwortung {sub} {f} (bir şeye) lehte bulunma
begehren {v} [begehrte, hat begehrt] (bir şeyde) gözü olmak
begehren {v} [begehrte, hat begehrt] (bir şeye) göz dikmek
begnügen {v} [mit] (bir şeyle) yetinmek
begriffen {v} [in] (bir şeyle) meşgul olmak
behaftet (bir şeye) girmiş
behaftet (bir şeye) tutulmuş
behaftet (bir şeye) yakalanmış
behelfen {v} (bir şey için) çare bulmak
beherzigen {v} [beherzigte, hat beherzigt] (bir şeye) sıkı sıkıya sarılmak
behängen {v} [behing, hat behangen] (bir şeyi) asmak
die Beiordnung {sub} {f} (bir şeyin) yanına koyma
belachen {v} [belachte, hat belacht] (bir şeye) gülmek
bepolstern {v} (bir şeyin içini) pamuk vs. ile doldurmak
beruhen {v} [auf] (bir şeyden) ileri gelmek
beruhen {v} [auf] (bir şeye) bağlı olmak
beruhen {v} [auf] (bir şeye) dayanmak
besaiten {v} (bir şeye) kiriş takmak
beschreiten {v} (bir şeye) girişmek
beschönigen {v} (bir şeyi) olduğundan daha güzel göstermek
die Beschönigung {sub} {f} (bir şeyi) olduğundan daha güzel gösterme
bestecken {v} (bir şeyi) dik olarak koymak
bestecken {v} [etwas mit etwas] (bir şeye bir şey) takmak
bewandert sein in etwas {v} (bir şey hakkında) bilgi sahibi olmak
bibbern vor etwas (bir şeyden) korkmak
blanchieren {v} (bir şeyi) kaynar suya atmak
die Bordierung {sub} {f} (bir şeyin) kenarına şerit dikme
breitschlagen lassen {v} (bir şeye) ikna olmak
bördeln (bir şeyin) kenarını bastırmak
darauf gehen {v} (bir şeyin) üstüne gitmek
der Deponent {sub} {m} (bir şeyi) saklanması için emanete veren
die Desoxidation {sub} {f} (bir şeydeki) oksijenin giderilmesi
dislozieren {v} [ich dislozierte, ich habe disloziert] (bir şeyi) nakletmek
drankommen {v} {ugs.} (bir şeye) erişmek
drankommen {v} {ugs.} (bir şeye) yetişmek
dranmachen {v} [sich] (bir şeye) girişmek
draufkommen {v} (bir şeyi) anlamak
dreinfinden {v} [sich daraeinfinden] (bir şeyden) hoşnut olmak
0.002s