3 direkte Treffer gefunden für: SEK

Deutsch Türkisch
brut {adj} sek
herb {adj} [Wein] sek
trocken {adj} sek

77 indirekte Treffer gefunden für: SEK

Deutsch Türkisch
abbilden {v} [bildete ab, hat abgebildet] şeklini göstermek
die Abbildung {sub} {f} [figürlich] şekil
die Abdeckleiste {sub} {f} şekil vermek için pervaz
die Abdruckmasse {sub} {f} şekil verme maddesi
das Abformen {sub} {n} şekillendirme
abformen {v} [formte ab, hat abgeformt] şekil vermek
das Abformhilfsmittel {sub} {n} şekil vermeye yarayan madde
der Abformlöffel {sub} {m} şekil verme kaşığı
die Abformmasse {sub} {f} şekillendirme kitlesi
das Abformmaterial {sub} {n} şekil verme malzemesi
die Abformspritze {sub} {f} şekil verme hortumu
die Abformspritze {sub} {f} şekil verme püskürteci
die Abformung {sub} {f} şekillendirme
abgefälschter Schuss {sub} {m} seken atış
abgeprallt sekmiş
abmeißeln {v} [meißelte ab, hat abgemeißelt] şekil vermek
Abnahme der Zuckerrüben {sub} {f} şeker pancarını kabul etme
der Abprall {sub} {m} sekme
das Abprallen {sub} {n} sekme
abprallen {v} [prallte ab, ist abgeprallt] sekmek
abprallen lassen {v} sektirmek
der Abpraller {sub} {m} [Schuss] seken
die Abprallstärke {sub} {f} sekme kuvveti
der Abstimmpfosten {sub} {m} sekontranizasyon pimi
abstinent [sexuell] seks yapmayan
absüßen {v} [süßte ab, hat abgesüßt] şekerini almak
der Absüßer {sub} {m} şekrini alan
die Absüßung {sub} {f} şekrini alma
das Abtasten {sub} {n} [z.B.eines Profiles] şekil tarama
die Abteilung {sub} {f} seksiyon
die Achspolschaltung {sub} {f} sekiz kutuplu devre
acht [Nummer] sekiz
die Acht {sub} {f} sekiz
die Acht {sub} {f} sekiz rakamı
acht geteilt durch fünf ist eins Komma drei sieben fünf sekizi beşe bölersek, bir virgül altı yapar
die Acht-Stunden-Schicht {sub} {f} sekiz saat süren vardiya
das Achtbitzeichen {sub} {n} sekiz bit işareti
die Achte {sub} {f} sekizinci
Achte Luftwaffendivision {sub} {f} sekizinci hava tümeni
das Achteck {sub} {n} sekiz köşe
das Achteck {sub} {n} sekizgen
die Achtecke {sub} {pl} sekizgenler
achteckig {adj} sekiz köşeli
achteinhalb sekiz buçuk
achtel {adj} sekizinci
die Achtel {sub} {f} [Achtelnote] sekizlik
das Achtel {sub} {n} sekizde bir
die Achtel {sub} {pl} sekizlikler
der Achtelbogen {sub} {m} sekizde bir kavis
die Achtelfinalbegegnung {sub} {f} sekizde bir final karşılaşması
das Achtelfinale {sub} {n} sekizde bir final
abgerundeter Bogen {sub} {m} yuvarlak dirsek
die Abnahmekurbel {sub} {f} dirsek
abstehende Ellbogen {sub} {m} dışına eğik dirsek
die Ackerscholle {sub} {f} kesek
die Ackerscholle {sub} {f} tarlayı sürerken çıkan kesek
allerhöchst {adj} hepsinden yüksek
allerhöchste {adj} hepsinden yüksek
am allerhöchsten en yüksek
am höchsten {adj} en yüksek
die Anhöhe {sub} {f} tümsek
der Anschweißbogen {sub} {m} [Krümmer] kaynaklı dirsek
Arbeitslosigkeit steht höher {sub} {f} işsizlik yüksek
atonisch {adj} gevşek
der Aufhellblitz {sub} {m} aydınlatan şimşek
der Auflanger {sub} {m} döşek
der Aufleger {sub} {m} üst döşek
der Aufschraubwinkel {sub} {m} vidalı dirsek
der Ausgleichsbogen {sub} {m} [Rohrbogen] eşitleyici dirsek
die Auskragung {sub} {f} dirsek
der Auslegerbalken {sub} {m} dirsek
die Ausstülpung {sub} {f} tümsek
außergewöhnlich hoch olağanüstü yüksek
die äußerste {sub} {f} en yüksek
äußerster {adj} en yüksek
bergehoch [Rechtschreibvariante] dağlar gibi yüksek
besonders hoch {adj} oldukça yüksek
0.004s