Keine direkten Treffer gefunden für: ola

Deutsch Türkisch

77 indirekte Treffer gefunden für: ola

Deutsch Türkisch
Abhilfemaßnahmen bei eventuellen Betriebsstörungen ola işletme arızalarına karşı çare önlemleri
Ablauf der Ereignisse {sub} {m} olayların seyri
abnorm {adj} olağandışı
abnormal {adj} olağan dışı
abnorme Erlebnisreaktion {sub} {f} olaya karşı kuralsız reaksiyon
abnormes Verhalten {sub} {n} olağandışı davranış
die Abnormität {sub} {f} olağan dışılık
die Abnormität {sub} {f} olağandışılık
der Abruf {sub} {m} [auf Abruf] olabilecek talep üzerine
die Affäre {sub} {f} olay
das Alibi {sub} {n} olay yerinden başka yerde bulunma
all die Dinge olanca şeyler
alles Mögliche tun {v} olabilecek her şeyi yapmak
der Alltag {sub} {m} olağan bir gün
die Alltagsartikel {sub} {pl} olağan eşyalar
der Alltagsbegriff {sub} {m} olağan ifade
die Alltagsbeschäftigung {sub} {f} olağan uğraşı
das Alltagsdrama {sub} {n} olağan dram
alltäglich {adj} olağan
alltäglicher Vorgang {sub} {m} olağan süreç
Als [in der Eigenschaft als] olarak
als olarak
als möglich olabilir
als mögliches Ereignis olabilecek olay
als natürlich annehmen {v} olağan kabul etmek
am Nabel des Ereignisses olayın tam merkezinde
am Ort des Geschehens olayın olduğu yerde
an den Nerv der Sache rühren olayın hassas noktasına değinmek
die Anekdoteneintragung {sub} {f} olay yazımı
die Angelegenheit {sub} {f} olay
die Angelegenheiten {sub} {pl} olaylar
Angelegenheiten ordnen {sub} {f} olayları sıraya koymak
angängig {adj} olabilir
angängig {adj} olağan
der Anlass {sub} {m} olay
Anzahl der Ereignisse {sub} {f} olayların sayısı
atypische Hühnerpest {sub} {f} olağan olmayan tavuk salgını
auf alle Eventualitäten gefasst sein {v} olasılıklara hazır olmak
aufhellen {v} [hellte auf, hat aufgehellt] ola aydınlatmak
aufhellen {v} [hellte auf, hat aufgehellt] ola çözmek
aufklären {v} [Ereignis, Vorgang] ola aydınlatmak
aufregend {adj} olaylı
ausführbar {adj} ola
ausgefallen {adj} olağandışı
ausgefallen [z. B. Kleidung] olağandışı giyim
ausgeschlossen {adj} olamaz
ausgeschlossen {adj} olanaksız
ausgeschlossene Gefahr {sub} {f} olanaksız tehlike
ausgeschlossene Risiken {sub} {pl} olanaksız riskler
ausgeschlossenes Risiko {sub} {n} olanaksız risk
die Ausnahme {sub} {f} olağanüstü
10 Minuten Rast 10 dakika mola
die Acerola {sub} {f} Brezilya´ da bir meyve ağacı türü
die Acerola {sub} {f} sürekli yeşil 1 ila 3 m arasındaki bitki türü
Akola Hindistan‚da bir şehir
das Angola {sub} {n} Angola
Arm in Arm kol kola
die Atempause {sub} {f} mola
die Auslöserklinke {sub} {f} kastanyola
das Bett {sub} {n} karyola
das Bettgestell {sub} {n} karyola
das Bettlein {sub} {n} küçük karyola
die Bettstelle {sub} {f} karyola
die Bola {sub} {f} Güney Amerika sapanı
die Bratsche {sub} {f} viyola
die Coca {sub} {f} koka kola
Coca Cola {sub} {f} koka kola
die Coca-Cola {sub} {f} koka kola
das Coke {sub} {n} kola
die Cola {sub} {f} kola
Cola light hafif kola
die Devise {sub} {f} parola
das Doppelstockbett {sub} {n} iki katlı karyola
die Dosencola {sub} {f} kutu kola
die Drehpause {sub} {f} film çevirme esnasında verilen mola
eingehakt {adj} kol kola
eingehängt {adj} kol kola
0.003s