Keine direkten Treffer gefunden für: (i

Deutsch Türkisch

51 indirekte Treffer gefunden für: (i

Deutsch Türkisch
abnimmt [die Prüfung~] (imtihan) onay etme
das Arbeitsspiel {sub} {f} (içten yanmalı motorlarda çalışma döngüsü) çalışma hareketi
ausfädeln {v} (ipe dizili bir şeyin) ipliğini çıkarmak
ausfädeln {v} (iğneye takılı ipi) kaçırmak
die Auswertung {sub} {f} [von Statistiken] (istatiksel) değerlendirme
die Ballotage {sub} {f} (İngiltere) bilya ile oy verme
die Basilikazisterne {sub} {f} (İstanbul) yerebatan sarayı
beisteuern {v} [steuerte bei, hat beigesteuert] (iş için) yardımda bulunmak
der Bersagliere {sub} {m} (İtalyan) keskin nişancı
der Bersagliere {sub} {m} (İtalyan) piyade askeri
beschleichen {v} (içini) korku sarmak
bestecken {v} (iğne ile bir şey) işlemek
der Bolognese {sub} {m} (İtalya) Bolognalı
der Bologneser {sub} {m} (İtalya) Bolognalı
das Boucle {sub} {n} (iplik) bukle
die Bulwerinsel {sub} {f} (İstanbul) Yassıada
bummeln {v} (iş yerinde) dalga geçmek
der Butler {sub} {m} [Leiter des Dienstpersonals in vornehmen Häusern] (İngiliz asillerinde) baş uşak
das Credo {sub} {n} [Glaubensbekenntnis im Christlichen: Ich glaube] (inandığını) açıklama
das Damno {sub} {n} [Handel] (ipotek vs.) zarar
das (ilgi zamiri) ki bu
das (ilgi zamiri) ki o
der das {sub} {m} (işaret zamiri) şu
das das {sub} {n} (işaret zamiri) bu
das Glaubensbekenntnis ablegen (islam) şahadet getirmek
das Departement {sub} {n} [bes. schweiz.] (İsviçre) bakanlık
diffus [Licht] (ışık, ışın) yaygın
der Doge {sub} {m} [historisch] (İtalyan) devlet başkanı
die Dogge {sub} {f} (İngiliz) buldok köpeği
durchlässig [für Licht, Strahlung] (ışık) geçirgen
die Edle {sub} {f} (isimlerin önünde ünvan olarak kullanılır) soylu
der Edler {sub} {m} (isimlerin önünde ünvan olarak kullanılır) soylu
die Eihautdiagnose {sub} {f} (ikizlerin tek yumurta ikizi mi yoksa çift yumurta ikizi mi olduğunu belirleyen) yumurta teşhisi
einen ausgeben (içki) ısmarlamak
die Einlaufsuppe {sub} {f} (içine yumurta kırılmış) çorba
die Einmündung {sub} {f} (ırmak, nehir) ağız
die Einmündung {sub} {f} (ırmak, nehir) döküldüğü yer
einnorden {v} [einen Mitarbeiter] (inatçı işçinin) davranışını düzeltmesi için ikaz etmek
eins trinken (içki) tek atmak
einsegnen {v} (İslam) cenaze namazını kılmak
einsprengen {v} [Geographie] (içine) karıştırmak
der Einsprung {sub} {m} (içe doğru) girme
einstellen {v} [einen Patienten] (ilacın dozunu) ayarlamak
einstülpen {v} (içe doğru) bükmek
einwinken {v} (işaretlerle) yerini belli etmek
der Eiswürfel {sub} {m} (içeceklere atılan) buz parçaları
emanieren {v} (ışınım) yayılmak
das Emaniervermögen {sub} {n} (ışınım) yayılma yeteneği
entschälen {adj} (ipek) zamkını gidermek
die Entsendung {sub} {f} [von Arbeitnehmern] (işçi) gönderme
entspreche [ich~] (istekleri) yerine getiriyorum
0.004s